Hikayemiz, modern kovanların olmadığı, arıcılığın en eski yöntemlerle yapıldığı yıllara dayanır. O zamanlar, Anadolu’nun neredeyse her köyünde arıcılar, atalarından öğrendikleri görgü ve tecrübeyle doğal ballar üretirlerdi. Bazen oyulmuş bir kütük, örülmüş bir sepet, bazen de bir ağaç kovuğu kovan olarak kullanılırdı.
Anadolu’daki bu arıcılardan biri olan büyük dedemiz de sandık şeklinde tahtadan kovanlarıyla bu kadim geleneği sürdürüyordu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında modern arıcılık gelişmeye başladı. Bu yıllarda dedemiz baba mesleğini devraldı ve çerçeveli kovanlarla birlikte, bildiğimiz anlamda arıcılığa geçmiş oldu.